KARGI

Taşıyor gövdesinin ucunda

kelimeyi ve anlamı

bir kargı olan sesin

Göstergeler arasından buluyor

söze işlenecek düşünceyi -kıvrılmış uyuyan yatağında-

Bir bardak ılımış suyu

Duvardaki yazıyı

Tahta sıraya kazınmış ölümsüz ismi

Sazlıkta bin kuşu

Çekiyor beni bir kargı olan sesin

Denizden sarışın balığı çeker gibi

Yorulmadan

Direnerek

Büyüyor tomurcuğun tümseği dilinde

Ona bir çiçek tırmanacak

Açacak anlamını

Kelimenin sözlükteki sayfasında kendi rengiyle…

10,09,19

PİS YEDİLİ

Her sabah

Unutmak ağacının dallarında görüyorum onları

Kadınlar, adamlar

Randevular

Adresler

Yerleri eşyaların: mutfak dolabının üst rafı, masanın ikinci çekmecesi, elektrik panosunun içi, işte şeyin ordaki şeyin altı canım iyi bak

Şarkı sözleri (bknz: Yeni Türkü, Çember? Daire? )

Hayli cüzdan(geneli sünni derili), cep telefonu, araba ruhsatı

Atkı/bere/eldiven triosuna eşlik eden şemsiye

İsimler, yüzler, çarpım tablosundan rakamlar, en çok dokuz kere yedi,

Bir de bırakılanlar var ağacın dibine

Yine kadınlar, yine adamlar

Ama başka kadınlar ve başka adamlar bunlar

Cigara, keskin kokusuyla kısa kısa maltepeler, uzun uzun samsunlar

Bugecebuson marka bira şişeleri

Ben,Ersen ve Dadaşlar

Dört beş güzel gözlü sıska köpek

Digitürkte Fener maçı seyretmek

Her gün saat sekiz kalkışmalı Sıhhıye’ye giden yarım kalmış, şiddetle bastırılmış, gözaltı süresi defalarca uzatılmış bir halkhareketi otobüsü

Beş vakit namazdan upuzun olanı

Matbuat camiasının ağır abisi “Tuğla” lakaplı bir telefon rehberi, iç cebeciye sığan çoğu siyah not defterleri, dolma kalem(Scrikss)

Her sabah daha hafif: bilmeden veya bilerek bizden kayıp giden şeylerin yüksüzlüğüyle

bir at silüeti koşuyor ufkun ardına doğru soğuyarak gözümüzde tüten yangından

Ve kumarbaz daha uyanık: henüz var olmamışın meramını dinlerken karşıdaki yüzde can kulağıyla

Yedinin üstüne yedi atıp savuşturmak ümidinde gelecek felaketi

Sense sudan karaya kendi çabasıyla çıkmış o ayetle asıyorsun adımlarını ağaca

Düşünme zamanda kapladığın hacmi bu kadar

Bırak yoksa yok

Bizdensin bu gün

Şimdi uçmak saati yusufçukların konduğu lavantalara

Yusufçukların öptüğü lavantalara…

02,10,19

GÖZYAŞI BİLYELERİ

Gitmek: O çok kollu uçurum

Duruyorsun önünde yolları bir bir sınayarak

Cebinde başka çocuklardan üttüğün gözyaşı bilyeleri

Sözler kalabalığının mürekkep karanlığı ardında saklanıyor korkun

Güveneceğin el şimdi yok

Sana geçmişin buz tutmuş büyüsünü bıraktı eriyip akarken uzak ülkelerin takvimine

Bakışının iğnesiyle çizdiğin gök acıklı şarkılarla damlıyor çatına

Kaçak düşünden uyandıran o mu yoksa seni

Korktun ve ödedin vergini artık yasal kurduğun düzen

Şimdi korkmana gerek yok zabıtalardan

Mahalleden kimse ispiyonlamaz seni

Hepsince pür-i pak ve haklısın

Ama bu tezgahta içi hayal bulutlar satamazsın onu söyleyeyim

Bırakıp gidemezsin canın çekince

Sokaklarda öpüşmen hoş karşılanmaz

Bahçelerden mevsim meyveleri çalamazsın aklına estiğince

Teyzeler ayıplar sonra

Ah iyi kulu olmak ne zor onca Tanrının

Nerede dünyanın kabuğunu kırdığın o güzel çekiç

En içiyle ısıtırdı bu gezegen gülüşünü, damarlarında sıcacık akardı

Neden saçlarına dokunmak istemişti duvardan sarkan çiçekler

Anlatmıştım hepsini oysa

Bak unutmuşsun bile…

26,08,19

İYİCE KARANLIKTI GÖKYÜZÜ

Dünyadan kopmuş bir taş dolanıp ayın arkasından giriyor atmosfere milyar yıl sonra

Yanıyor babam yanıyor

Göğsümde duruyor bir uzay açarak boşluğuma

Vay arkadaş

Satürnün halkaları ne güzel amk

Güya dev ama bana sorarsan ossuruktan kocaman bir teyyare şu cüpiter

Kalpte kozmik heyecan fırtınası

Kapakçıklar çılgın, gelen giden duygu içerde

Bu nasıl iş lan

Nice karadelikten kaçmışım yakalanmadan

Kaybetmemişim helyumumu, hidrojenimi

Şimdi şu halime bak hele

Göyneğimi delip geçiyor seni mavi elbisenle görmek…

13,08,19

BAKIŞ

Bir bakış uyuyor aramızda

Yüzü sana dönük , boynu bir engeli aşarmışcasına öne doğru narin, tüy gibi uzamış

Bu haliyle çiçeğin geceye bükülüşünü anımsatıyor

Ama teslim olmuş değil karanlığa

sarılmış, üstüne kapanmış düş sandığının

Merakla kırışmış alnında parıldıyor sırlı yuvarlak ter damlaları, kirpiklerinde çıralar yanıyor

Bir bakış uyuyor aramızda

Kim en son kapattıysa gözlerini ondan yitirdiklerimizin henüz bulamadığımız yokluğu

Bir bakış, unutulmuş anların sokakta oynayan çilli, keskin kızıl çocukluğu

Vazgeçememiş yaldızlı memelerinden anasının

Uzayan saçlarının kıvrımlarında masal yaratıkları

Bir bakış —kopkoyu: neredeyse siyaha yakın daha bir lacivert— uyuyor aramızda yorgun, kesik soluklar alıyor bir senden bir benden bir geceden,

Bir bakış acıtır senin olmadığını bilirsen…

07,07,19

ÇİY DAMLASIYLA

Çiy damlasıyla yükseliyor söz.

Zamanın her şeyi sürtünerek yontan yuvarlayan saydamlığı içre uçuyor.

Düşecek onun güneşe dokunup erimişliği.

Islattığı dilde kayacak anlam başkalarının üstünden, ama çok törpülenirse söz: kesmez diş, deşmez bıçak, belde pus tutar altıpatlar.

İntikamını alamayız böcekten içtiği suyun,— o yaşadı ve uçup gitti kanatlanmış bir imha işareti olarak — bununla yetinebiliriz kan adına, ya da erkenden kalkıp içimize doldururuz sabahın buharında kaynaşıp duran şiirini geceden kalma yapıcıların…

01,08,19

DÖKÜLEN ŞARAP, MIRLAYAN KEDİ

Gecenin geçmişinde ne var?

Dökülen şarap, kayan taş, mırlayan kedi, korkan ışık

Görülen, unutulan

ter bezleri, er bezleri, yer bezleri

-Benimle de sildiler mi bazı bazı gecenin ıslağını? –

Ama neden satın aldılar o boş çerçeveleri

Böyle yaratmaz hatıraları Allah

Gecenin geçmişinde ne var

Saçlarınızla mı büyür karanlığa dair her zaman

Dökülen şarap

Kayan şarap

Mırlayan şarap

Korkan şarap

Ama böyle unutmamı istemez hatıraları Allah…

01,07,19