Portakal Ağacında Serçeler

gray small bird on green leaves

Photo by daniyal ghanavati on Pexels.com

Serçeler azgın

Serçeler vahşi

Kundakladılar dinginliğimi patlayan tomurcuklarıyla portakal çiçeklerinin

Ağzımda hızlı büyüyen ağaçlar

Bilmeden nerede olduğumu yitik değilim:

fokurdayan toprağın üstünde eriyor yaralarım mor sümbüllere

Serçeler azgın

Serçeler vahşi

Savaşmaya devşirilmiş çocuklar gibi pamuktan göğüsleriyle

yıkıyorlar sessizliğin bendini

Karar vermeli neremde duracağına

her yerlerimde damarlanan bir dalı suya ulaşmış söğütlerin diyeceği

Kovuklar boş

Kiremitlerin altı boş

İlle lacivert yastık

bulut yorgan

Serçeler azgın

Serçeler ebabil

Uçmaktalar bahar damları üstünde kan revan…

05,04,20

 

YOSUN

Unknown

Alnın var mıydı senin acıların sabitlendiği bir taçla çevrelenmiş

Vardı, de n’olur

Ve de

öptün onu sen

mayıstı, akşamdı

evlerine dönüyorlardı arka camlarında parıldayan güneşle arabalar

dudaklarında yosundan eller olarak kaldı gözlerim

Ve de

Evet, alnım vardı

geceleri kapanan çiçeklerdi seni düşündüklerim

hep karanlıkta geldin bizi görmeye

çarşaflar serilmeden önce gittin

Ve de

rakı kokuyordun

deniz dibine tutunmuş yosunlardı dudakların

sarhoş kelimelerin dalgalandırdığı

Ve de

Evet, bir alnım vardı

öptün onu sen

sanki yoktu hiçbir şeyden haberin

piçin tekiydin ya da…

28,03,20

 

 

ALNIMI DAYADIĞIM TEN

sepet örüyorum seslerin kamışından

aklın iskeletine doluyorum sözün bitimsiz çemberini

alnımı dayadığım tende gördüğüm düşü alıp götüreceğim her yere

bataklığa konup göçen kuşların curcunasından yatağının içinde uyuyacak kendime alıp sana verdiğim son nefes

24,03,20

KAYADAKİ BALIKÇI

günlerdir iki kişiyiz

ne yükseldi ne alçaldı deniz ayın yokluğunda

bak kayadaki balıkçı her akşam dönüyor vatanına

düşme sözlerin peşine

aklın tazısından hızlı koşar onlar

yorulur ve geride kalır söylenmeyen

hatırlanan yalandır artık sadece

gerçek olmuşsa bile

akar zamanın eğrisinden mühürlü hüzün

günlerin çatlağında sızlar

sözlerin peşine düşme

doğur kelimeyi her defasında

hem ben de ağlamaklı bir ses değil miydim başka yüzlere çarpan

memelerine tırmanmadan önce…

12,03,20

BİR ÇİNGENE NEDEN ÖLMEMELİ

Örtün kahkahasını toprakla ve sözlerle gidenlere inmiş olan

Yine de tüter yakılan ateş

Gözlerimize kaçar içerde biriken dumanı hayatın

Sönse de dudaklarda şarkı

darbukanın, cümbüşün şevki kaybolsa da çürüyen ellerde

Kuşanır mermer etek baharın çiçeklerini

Evet doğru: Zaman düşmandır yazıya ve yazgıya

Siler kokusuz rüzgarın zımparası isimleri

Ama hükmü geçmez ayağa dikilen taşların raksına

Tanımsız bir çingene yontmuştur onları

Kapkara mübarek elleriyle…

27,02,20

KUŞLAR, DUALAR

ekmek kırıntılarıdır atalarının sözleri

serperim dudaklarıma

düş balkonlarına, tapınaklarla çevrilmiş avlulara

dua kuşlarını beslerim

yaralar, dilekler taşıyan

yeniden karşılaştığımızda ispat etmek için ne kadar sevdiğimi

tesbihimin bellisinde gösteririm sayısız tekrarlanan adların gölgesini

saçlarını toplayan kadınlarınki gibi biraz dağınık ama hünerle toplanır gözlerimin bebeğine titreyen unutmadım ifadesi

ama şimdi yokum

tanrısını yanında gezdiren o seyyar çarmıhı aramaktayım

öyle yavaş ki bindiğim eski zaman treni

indiğim her garda bir kaç damla kurumuş kan ve unutulmuş eşyalardan adaklar kolonların dibinde

öyle yavaş ki

paslanıyor avuçlarımda çiviler

biten bir sarhoşluk gibi yitiriyorlar dönüşlerini atomlar birbirlerinin etrafındaki…