Alkollü İçkiler

Kara tahtaya ak düştüydü ölü şiir
Sen geride bırakılmayacak olandın
Tül perdenin ardında
Telli duvaklı çarpıyordu kuşlar kalplerini
Nöbetine uyandı ırmağın sesi
Asarak omzuna ikimizin su götürmez sek gerçeğini
peşi sıra koştu arabaları kovalayan ay ışığının
Bir sokak seçtiydim
şarkılar oradan giriyordu mahalleye
dik yokuştan inince birahanelerin önüne çıkıyordu nağmeler
Many many alcoholic beverages and a huge meze dolabı
nasıl da herkese yetecek kadar İngilizdim
içinde sen olan o ilk rüyada…

GARDA

büfeden çay aldım. bi gofret yedim cigara altı. bi cigara içtim gofret üstü. altı üstü bi cigara bi gofret amma uzattınız. banka oturdum. gasteleri okudum. kaderine terk edilmiş gaste ossaat  ekşir. vagonlara sürtünen kedileri seyrettim. hareket memuru, sahibinden kaçıp gelmiş hoşçakallar ve birkaç merhaba düdükledi kulaklarıma. seslerin çoğu kimsesiz burada. içinde olmadığım zamanı hatırlamayı bıraktım. eskimenin görünürlük kazandığı anların peşindeyim. minik bir çatlağın, sırrı dökülmüş duvar seramiğinin, kapanırken gıcırdayarak döşemeye sürtünen kapının…

bi cigara yaktım. bi çay aldım. yukarıdan hiç bir şiire karıştıramayacağım incelikte bulutlar geçiyordu kafiye kafiye. gitmiyorsan ve gelmemişsen ve beklemiyorsan ve unutulmamışsan garda olmak saçma. çükünün keyfine gelmiş oturmuş pezevenk olursun. trenin biri kalktı gitti. metal tekerleklerin altında paralel iki düş gözden kayboldu, yaklaşarak ama hiç dokunamadan birbirlerine. fevkalâde bir bitişe gark oldu ortalık.

13,04,21