YOSUN

Unknown

Alnın var mıydı senin acıların sabitlendiği bir taçla çevrelenmiş

Vardı, de n’olur

Ve de

öptün onu sen

mayıstı, akşamdı

evlerine dönüyorlardı arka camlarında parıldayan güneşle arabalar

dudaklarında yosundan eller olarak kaldı gözlerim

Ve de

Evet, alnım vardı

geceleri kapanan çiçeklerdi seni düşündüklerim

hep karanlıkta geldin bizi görmeye

çarşaflar serilmeden önce gittin

Ve de

rakı kokuyordun

deniz dibine tutunmuş yosunlardı dudakların

sarhoş kelimelerin dalgalandırdığı

Ve de

Evet, bir alnım vardı

öptün onu sen

sanki yoktu hiçbir şeyden haberin

piçin tekiydin ya da…

28,03,20

 

 

ALNIMI DAYADIĞIM TEN

sepet örüyorum seslerin kamışından

aklın iskeletine doluyorum sözün bitimsiz çemberini

alnımı dayadığım tende gördüğüm düşü alıp götüreceğim her yere

bataklığa konup göçen kuşların curcunasından yatağının içinde uyuyacak kendime alıp sana verdiğim son nefes

24,03,20

KAYADAKİ BALIKÇI

günlerdir iki kişiyiz

ne yükseldi ne alçaldı deniz ayın yokluğunda

bak kayadaki balıkçı her akşam dönüyor vatanına

düşme sözlerin peşine

aklın tazısından hızlı koşar onlar

yorulur ve geride kalır söylenmeyen

hatırlanan yalandır artık sadece

gerçek olmuşsa bile

akar zamanın eğrisinden mühürlü hüzün

günlerin çatlağında sızlar

sözlerin peşine düşme

doğur kelimeyi her defasında

hem ben de ağlamaklı bir ses değil miydim başka yüzlere çarpan

memelerine tırmanmadan önce…

12,03,20