BİR ÇİNGENE NEDEN ÖLMEMELİ

Örtün kahkahasını toprakla ve sözlerle gidenlere inmiş olan

Yine de tüter yakılan ateş

Gözlerimize kaçar içerde biriken dumanı hayatın

Sönse de dudaklarda şarkı

darbukanın, cümbüşün şevki kaybolsa da çürüyen ellerde

Kuşanır mermer etek baharın çiçeklerini

Evet doğru: Zaman düşmandır yazıya ve yazgıya

Siler kokusuz rüzgarın zımparası isimleri

Ama hükmü geçmez ayağa dikilen taşların raksına

Tanımsız bir çingene yontmuştur onları

Kapkara mübarek elleriyle…

27,02,20

KUŞLAR, DUALAR

ekmek kırıntılarıdır atalarının sözleri

serperim dudaklarıma

düş balkonlarına, tapınaklarla çevrilmiş avlulara

dua kuşlarını beslerim

yaralar, dilekler taşıyan

yeniden karşılaştığımızda ispat etmek için ne kadar sevdiğimi

tesbihimin bellisinde gösteririm sayısız tekrarlanan adların gölgesini

saçlarını toplayan kadınlarınki gibi biraz dağınık ama hünerle toplanır gözlerimin bebeğine titreyen unutmadım ifadesi

ama şimdi yokum

tanrısını yanında gezdiren o seyyar çarmıhı aramaktayım

öyle yavaş ki bindiğim eski zaman treni

indiğim her garda bir kaç damla kurumuş kan ve unutulmuş eşyalardan adaklar kolonların dibinde

öyle yavaş ki

paslanıyor avuçlarımda çiviler

biten bir sarhoşluk gibi yitiriyorlar dönüşlerini atomlar birbirlerinin etrafındaki…

ÇAKIL

Eski bir dağdan başka ne olabilir bu küçük taş

Zaman konuştu onunla suyun ve rüzgârın diliyle

Anılar ve düşler yumuşattı kıvrımlarını

Çağlar incelip sığdı içine

Annesinin üşütmesin diye kat kat giydirdiği çilli çocuğu

Teninde silinmez yağmur benekleriyle oturuyor avucumun hafızasında yahut hayalinde

Belki de biraz uzakta şu an

Durgunluğun üzerinde sekiyor ya da kandan bir gölcüğün kıyısında uzanmış

anlatıyor başından geçenleri

göstererek açtığı yarayı…

01,02,20