ÇAĞIR BENİ DE

Aynada yüzünü onarınca unutmakla

Çağır beni de

Belki gelirim

Ne hatırlamaya ne öğrenmeye

Bulmaya da değil tamircinin dokunmadığı yeri

Anın çizdiği eskir hemen ne de olsa

Ama çağır beni de

Belki gelirim

Çünkü hep görmeyi istedim zamanın sözlerde nasıl yürüdüğünü

Yapraktan yaprağa atlayarak

Günleri epriten kaderin yavaşça dökülen sırrında

Nasıl çizdiğini sana unutuşu vaad eden cümlenin altını…

27,09,19

ÇİTLEK

Bulutlar çekirdek çitliyor

Sen şemsiyeni çekiyorsun kınından

Ben iki yandan su alan ayakkabılarımla eski bir eylemi cilalamaya gidiyorum

Eski sanayinin bulutlara bakan tarafında

Az önce bakkalın önüne iki kasa ıscak ekmek indirdi fırıncının kamyonet

Bundan başkaca da yeni bir şey yok bu sabah…

23,09,19

ŞU BÜYÜK KAYA

Şu büyük kayanın hüznünden çoğalmış bu çakıl taş

Bu yerçekimsiz yusyuvarlak gözyaşı

Ve hala kocaman o kaya

Ve hala büyüyor

Uzayın küçümsediğin yalnızlığında

Bir iki üç

Dört beş altı yedi

Parmaklar suya çarpan gök atlasta

Sayıyor yıldızları, ölçüyor mesafeyi

Tabelalarda neon ışıklı yıllar, gözlerimize serilen samandan altın sarısı yollar

Sema Pavyon’ da sahne önünde adımıza ayrılmış lebaleb bir masa

Ve hala kocaman o kaya

Ve hala büyüyor

Uykusu çakıl taşlarda parıldayan ayın altında…

20,09,19

KARGI

Taşıyor gövdesinin ucunda

kelimeyi ve anlamı

bir kargı olan sesin

Göstergeler arasından buluyor

söze işlenecek düşünceyi -kıvrılmış uyuyan yatağında-

Bir bardak ılımış suyu

Duvardaki yazıyı

Tahta sıraya kazınmış ölümsüz ismi

Sazlıkta bin kuşu

Çekiyor beni bir kargı olan sesin

Denizden sarışın balığı çeker gibi

Yorulmadan

Direnerek

Büyüyor tomurcuğun tümseği dilinde

Ona bir çiçek tırmanacak

Açacak anlamını

Kelimenin sözlükteki sayfasında kendi rengiyle…

10,09,19

PİS YEDİLİ

Her sabah

Unutmak ağacının dallarında görüyorum onları

Kadınlar, adamlar

Randevular

Adresler

Yerleri eşyaların: mutfak dolabının üst rafı, masanın ikinci çekmecesi, elektrik panosunun içi, işte şeyin ordaki şeyin altı canım iyi bak

Şarkı sözleri (bknz: Yeni Türkü, Çember? Daire? )

Hayli cüzdan(geneli sünni derili), cep telefonu, araba ruhsatı

Atkı/bere/eldiven triosuna eşlik eden şemsiye

İsimler, yüzler, çarpım tablosundan rakamlar, en çok dokuz kere yedi,

Bir de bırakılanlar var ağacın dibine

Yine kadınlar, yine adamlar

Ama başka kadınlar ve başka adamlar bunlar

Cigara, keskin kokusuyla kısa kısa maltepeler, uzun uzun samsunlar

Bugecebuson marka bira şişeleri

Ben,Ersen ve Dadaşlar

Dört beş güzel gözlü sıska köpek

Digitürkte Fener maçı seyretmek

Her gün saat sekiz kalkışmalı Sıhhıye’ye giden yarım kalmış, şiddetle bastırılmış, gözaltı süresi defalarca uzatılmış bir halkhareketi otobüsü

Beş vakit namazdan upuzun olanı

Matbuat camiasının ağır abisi “Tuğla” lakaplı bir telefon rehberi, iç cebeciye sığan çoğu siyah not defterleri, dolma kalem(Scrikss)

Her sabah daha hafif: bilmeden veya bilerek bizden kayıp giden şeylerin yüksüzlüğüyle

bir at silüeti koşuyor ufkun ardına doğru soğuyarak gözümüzde tüten yangından

Ve kumarbaz daha uyanık: henüz var olmamışın meramını dinlerken karşıdaki yüzde can kulağıyla

Yedinin üstüne yedi atıp savuşturmak ümidinde gelecek felaketi

Sense sudan karaya kendi çabasıyla çıkmış o ayetle asıyorsun adımlarını ağaca

Düşünme zamanda kapladığın hacmi bu kadar

Bırak yoksa yok

Bizdensin bu gün

Şimdi uçmak saati yusufçukların konduğu lavantalara

Yusufçukların öptüğü lavantalara…

02,10,19