ÇANAK ANTENE YÜRÜYEN ASMA

İşte sonra ben asmayı gördüm/ basmış bütün klorofili kılcallara kılcallara/ uzamış dimdik odunumsu çanak antene dolanmış/ işte çift girişli lnbiyle hemhal hem nasıl yek vücut bu böyle bir sürü bacağıyla yapraklı yapraksız/ salkımlarda şehvetli mor gözler(üzümümüz yöreye has bir cins/diğer cinslere göre yüzde yüz yirmi beş daha sildenafilli)/ hepsinin içinde aşırı tuhaf ekranlar belki de hürriyetin kelebekli ekinde terete birden başlayarak yanaşık düzen sıralanmış aşırı tuhaf programların yansıları sadece/ annem: bakılmaz oğlum başkasının sevişmesine/ ayıp/ çevir kafanı/ netflixin yeni başlayan dizisini seyretmiş belli mikrop münafıklar/ her bölümde kızla oğlan durmadan/ her fırsatta/ her yerde/ hem de retük’ ün bin beş yüz yıllık edinilmiş ve indirilmiş ahlakımıza zarar vereceği şıpsezileri önünde(nerde lan şu amk khk)/ bütün duvarlar şömine/ bütün zeminler ayı postu gibiymişcesine/ henüz türlü türlü bezlere keselere hormon burma düğüm atma cezası verilmemişken/ habire öpüşüyor/ Vay vay vay ne kondisyonlu dudaklar/ diller/ çene eklemleri var alemde(piton musunuz hay mübarekler)/ Bütün gece öpüşmek için kim bilir ne kadar az konuşuyorlardır gün içinde/ ama illaki yazışmalar oluyordur whatsappda/ emojilerde ıpıslak anlamlar / storycal paylaşımlarda tabikibirbirimizetapıyoruz fotoları/

/her şey bir yaprakla başladıydı zaten/ küçük sorunları örten büyük bir yaprakla/ sonra büyüdü sorunlar/ yaprakların devrilesice boyu aynı…

29,05,19

YORGUN

Dağa özenme yorgun o

Seslerin biriktiği yere büyürken yıldı

Kendini toprağa ser

Çamurunda böceklerin, yılanların deliğinde

Çürü, ufalan

Sar kendini toprağın bilinmez şarkısıyla

Dağa özenme pençesi göğü kanatır

Henüz kazılmamış mezarının havanında üzerinde bitmemiş otlarla döğülmüş

Merhemler çal kayıplarına

Gün batıyor

Çabuk ol

Yaralarında bulutlar kanamadan…

20,05,19

HER BULUTU HATIRLA

Büyüttüm, besledim, şarkılar söyledim mırıl mırıl

Otur demedim, kal demedim, git demedim

İyi geceler demedim; söndürdüm ışığı erken ve hep önce uyudum açık gözlere karanlığıyla meşhur odada

Sabahtı

Kapı açıktı

Çıktı

Çağırdım gelmedi

Kaçak bir an olarak düşünüyorum şimdi onu

Yaşanmış gibi ve hatırlanmayan

Saate bakılmış duyulmuş bir zaman gibi

Cüzdandaki maaş kartının, hor kullanılmış emeğin, meyhanelerin, kerhanelerin, bilcümle hayırlı-hayırsız kapıların şifresi

Ve sık sık onu yutan sermaye

Uzun vadeli yüksek faizli bir bedelin namlusunu dayamış sırtına

Ödüyordur kim bilir kendisine sunulanı sunarak

Kısa kesip cümleyi susarak, şaraba ekmek banarak

Daha pek çok yolla aklımızın ermediği

Ey

Oturdum

Sana bunları düşündüm

Ey

Dilimin ucunda,

Apartmanlara çakılmış sigortasız İskelelerde

Masum katillerin saklandığı ve bir kaç filmde İhsan Yüce’ nin her akşam önüne küçük bir masa atıp rakı içtiği balıkçı barınağında

Yeşilden sarıya alçalan dağ yamaçlarında

Ey

Sana

bunların hepsini unut diye düşündüm

Yüzümden yansıyan kelimelerden

Ey Kalk hadi kalk

Yeryüzünü unut

Her bulutu hatırla…

18,05,19

İKİ BOŞ KOLÇAKLI SANDALYE ÜZERİNE MANZUME

A66A3FAD-B81C-4FDB-A73D-D8DD8E49F363.jpeg

Çimenlerin adımları yormayan uzunluğunda yürüdük

Bahçenin limon selvilere tutunan duvarının yükselmeye başladığı köşedeki

Tam bir canavarlık boşluğu görüverdik

Oradaki taş uçup gitmişti –kırlangıçlarla–

Orada taş kendini göğe fırlatmıştı kendi eliyle

O taş şimdi üç yaşında çocuk yumruğuydu

kolsuz, gövdesiz

Kaçınılmış kavgaların kayıp uydusuydu

göğsünde masaldan kalp

Her santiminde bin atıyordu yıldızlara yaklaştıkça

Ne daha önce hiç görmediğim kadar korkunç

Ne pek sevimli gözleri açılmamış yavru kediler kadar

O boşluğun canavarıydı ama neden yoktu yerinde

ve neredeydi acaba

Usul usul döndük sandalyelerimize

 

Düşe inen çocukluk ağrır hafif

Boşluklarında besleyemezsin artık canavarları

Yok yerlerden hiç kere bulup, getirip annenden gizli

Onları isimlerle bağlayamazsın alamancı komşunun kömürlüğüne

Cigaralardır yeni rüyaların, paket bitince söner duman, yüzler açığa çıkar

Susulur ve bırakır düşünceler sözlere yakın durmayı

Diner dilindeki burgaç, usanır harfleri süpürmekten ve uçurmaktan onları öteki aklın menziline

düşe inen çocukluk ağrır hafif

boşluklarımda canavar yoklukları…

10,05,19