Çocuk ve Tohum

IMG_0543

ötede bir yan iki lafımın arasında

mekruh bir eksiklik

saçını ucuna kadar okşayamamak sevgilinin ama geçmek en güzel buklesinden defalarca

oyalanmak bir çınarın altında sapsarı güneşten sakınarak

aman çıksam da bir şey olmaz deyip deyip kapılmak gölgenin rehavetine

unutmak bir düzine gül on tane miydi on iki mi

sahi kaç sene oldu kavmim bu ovaya yerleşeli

hala otobüslerden şehirler iniyor şehirlerin üstüne

günler geçtikçe herkes bir başkası gibi terliyor

geçiyor gözlerinde karanlığı kesen bıçaklarla gerçekmiş gibi kedi

ondan aydınlık dilenmeyi bıraktım

karanlığın yoksuluyum ben

toprak kendini eşeliyor seçmek için büyüteceği tohumu

kuru bir dal parçasıyla suya gideceği yolu belletiyor karga

yaldızlı kağıtlara yaptığı gibi göğün kırışığını düzeltiyor çocuk

tırnağının ucu kırılıyor ve kesiyor teninin baharını kaşındıkça ince ince

gösterip pembe kabuklu çiziklerini  filizlenen tohuma

işte diyor büyümek böyle bir şey…

30,12,17

 

ucuz

Yoktan yaratılmanın bedelidir

yok yere ölmek

Nasıl da masum bakınız tanrılar

neredeyse melekler kadar

bizlerse ne fena şeyleriz böyle

asgari günahlara talim çapsız şeytanlar

boşalan tabakları iterken masanın ortasına şükür deriz

ve sabırlar dileriz boş midelerin sahiplerine…

27,12,2017

KOBALT

12EAF19B-D80D-4BE2-A36D-DE12854F2D5D-1975-000001CCF40682C6

Güzel mi şemsiyelerinizin kubbeleri altındaki o kupkuru yalnızlık?

başka renkleri iterek yürüyorsunuz,

yer açarak kendi ekose desenli boşluğunuza.

Ama o zaman da görmüyorsunuz işte

yaralarıyla tutunup duvara

incecik ve kimseye çaktırmadan

yapraklarıyla aralayarak eşkıya bulutların hengamesini

telaşsız bir aşkla gökyüzüne uzanmayı seven sarmaşığı…

18,12,17

 

SÖKÜK

Sözler – ve artık yok arkası – dökülünce omuzlarından

kaldın öylece kendinle giyinik ve hatırladığımdan daha güzel

Demek sussaydım

böyle görünecektin

belki de oturup yanı başıma

sana ait heceleri kendin sökecektin…

11,12.17

ÇATI

IMG_2648

Yağmurdan önce ıslak,
günden önce ışık
evlerin içindeyiz.
Evler var içimizde
dip dibe hatta birbirine yapışık
sözlerle sıvanmış,
dönülmüş yeminlerle boyalı,
kiminin tek duvarı kaplanmış zamansız anılarla.

Yokluktan başka her şeyin üzerinde -ta ufka kadar- kan kırmızı bir çatı…
04,12,17