Başlangıç » Genel » SKY ‘IN SEYİR DEFTERİ 2.GÜN

SKY ‘IN SEYİR DEFTERİ 2.GÜN

     Kırmızı gül açmış. Bu güzel haber. Uzun bir yolculuktan dönmüş olsaydım ve bahçenin kapısından girince yeni açmış kırmızı gülü görseydim çok mutlu olurdum. Eğer yolculuğum güzel geçmişse bir parçası olurdu gül de. Yolculuğumun mutlu sonu… Yok berbat bir yolculuk geçirmiş idiysem bu gül ona koyu bir nokta koyar ve bana yeniden başlamak için ihtiyacım olan gücü verirdi. Eğer bu gülü hafızama yeterince kazıyıp onu muhafaza etmeyi becerebilirsem belki Kadıköy’ den karşıya giden vapuru kaçıracağım bir gün o gülün hatırasıyla Boğaz’ ın manzarasını birleştirip bir sonraki vapuru beklerken oyalanabilirim. Ve böylece (aslında gözüm martılarda) sağda solda pıtı pıtı yürüyüp insanların attıkları kırıntıları yiyen güvercinlerde rahat eder.

     Peki bir kedi nasıl oluyor da konuyu bahçede açan kırmızı bir çiçekten kaçırdığını var saydığı bir vapura getiriyor?

     Anlatıyorum: Yeni evimdeki yaşantımın altıncı günüydü. Salonun kapısından girince sağ köşedeki pencereye sıçradım. Daha önce de orada takılmıştım ama dikkatimi çeken bir şey olmamıştı. Hava açık ve güneşliydi. – Övünmek gibi olmasın ama gözlerim bir kaşifin gözleridir.- Ve denizi gördüm. Uzun boylu sitelerin bitiminde başlıyor ve geri kalan her yeri kaplıyordu. Ben daha önce orada gökyüzü var sanıyordum ama büyük kısmı meğer denizmiş. Benim büyük yorgunluğum için biçilmiş masmavi atlastan bir yatak.

     Ama sakın aynı denizin farklı sahipleri olduğumuzu düşünmeyin. Bambaşka iki denize bakıyoruz sizinle. Benim denizim, nasıl anlatsam, şu yatak odasında duran çok çekmeceli şeyden atlayınca karın boşluğumda ve biraz da kasıklarımda hissettiğim o tuhaf ve hoş akımla dolduruyor içimi. Ona her baktığımda sanki durmaksızın o yüksek mobilyadan atlıyorum. Gözlerimi çekmeye korkuyorum çünkü tam o sırada küçük bir dalga kendinden daha büyük bir dalgaya yandan saçma sapan bir açıyla çarpıp ondan minicik bir damla koparabilir. Ya da meraklı bir başkası dışarıda olup biteni görmek için diğer dalgaların omuzlarına basıp yükselebilir ve pırıltılı bir köpük saçarak gördüklerini (kıyıda dondurma yiyen iki çocuk, şemsiyenin gölgesine sığınmış lezzetli serçeler, toplanmayı bekleyen firari deniz kabukları) ballandıra ballandıra anlatmak için dönebilir. Eğer bir an gözlerini çevirirsen bir daha asla tekrarlanmayacak güzel şeyleri kaçırırsın, benim denizime bakıyorsan hep tetikte olmalısın.

     Bir kedinin denizi seni vaatlerle kandırmaz. Hiç bir vaatte bulunmaksızın neyi varsa sunar sana. Eğer sizin denizinizden bizimkini ayırabilseydik size çöpler, kötü kokulu balçık ve bir kaç lezzetsiz, kılçıklı balıktan başka bir şey kalmazdı. İşte bu yüzden bir kedi için vapuru kaçırmak o kadar da kötü bir şey değildir. Eninde sonunda bir tanesine binersin ve binemediğin bütün vapurları da zaten kaçırmış sayılırsın. Üstelik tahminimce pek az kedinin karşı kıyıda mühim bir işi vardır.

     Hava kararıyor. Deniz flulaştıkça zihnim de bulanıyor. Bu saatlerde mahallenin bütün köpekleri aynı anda ulumaya başlıyor. Kırmızı güle bakıyorum. Hüzünlü bir akşam değil ve sanırım biraz mama yemeliyim.

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s