BALIK LİSANI BELKİ

Suyun ağzıyla konuşuyor

berrak ve akışkan

çarpıp döndüğü kıyıdan şarkılar var dilinde

Lisanını öğrenmek için dalıyorum onun rüyasına

tahtından ediyoruz zalim bir balığı

elimizde Poseidon’ un mızrağı

hiç bahsetmiyorum bile bize arka çıkan incilerden, mercanlardan

Suyun ağzıyla konuşuyor

anlatırken yeşili “yosun”  diyor

maviye dönmüyor dili

utanarak göğü gösteriyor

Bir şeyler seziyorum iki lafının arasında midyelere aşina bana hayli uzak

kumların altında ama çok da derinde değil

bir şeyler seziyorum

ahtapotun mürekkebiyle yazılmış

ve son kertesindeymiş yaşamasının sanki yazan

ıslak ve kaygan bir şeyler

hani ne kadar uğraşırsan uğraş elinde durmayan

karşılıksız bir aşk gibi belki

ya da

demirden bilyesi düşmüş bir düdük

sesi kendine bile ulaşmayan

 

suyun ağzıyla konuşuyor

bir kulaç daha atıyor yazgısının enginine

elimde değil bırakıp gidemiyorum

Acıklı bir şarkı sanki ama Japonca

Söyleyen kızın dudakları dalgasını uyutmuş denizler gibi

hiç kıpırdamıyor

uzadıkça nakarat daha da çekiliyor gözleri çünkü çok acıklı dedim ya

Ama her kimse suyun lisanını konuşuyor

yumurtasından çıkan kaplumbağanın başında bekliyor denizi bulana kadar

balığın pulunda birikir yakamozların en güzeli

bundan da haberdar…

27,06,07

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İLK AŞKIM TENEFFÜSTE

Lacivert-gri çölde

kırmızı pardösüsüyle

tekrar göremeyeceğim  bir düş gibi ağıyor gözlerime

Ayak bileklerinin az ötesinde bitiyor kahverengi botları

Sonrasında başlayan şeyin güzelliğine

-ilk aşkımın kısa cümlesine-

bir ünlem gibi ilişiyor kendinden dört parmak uzun arkadaşı

27,06,17

Günlerden üçü

Üç gündür seni seyrediyorum

sarmaşık gibi kucaklıyorsun denizi

maviler içindesin

dağdan inen yeşiller içinde

yavru balıklar saçlarının korunağında hızla büyüyor

üç gündür bayram derya deniz

26,06,17

KILÇIK

Barbunun tavada bıraktığı renkle

boyamak isterdim seninle geçirdiğimiz günü de

Lakin bir barbundan geriye kalan güzellik

yok benim ömrümde.

12,11,16

DRAHOMA

Yangınların bohçasıymış senin çeyizin

Saçlarını göğsüme serince anladım

Serin bir saltanat için aldıydım seni koynuma

Yandım,

yandım,

yandım.

15,12,16

 

Şarkı gibi mırıldandığında fena değil sanki

Gelip geçer sanmıştım

bahar gibi güz gibi

Kaybolup gider sanmıştım

artık unutulmuş eski bir yüz gibi

 

Galiba biraz akılsızım

Ah, biraz akılsızım

 

Vapurdan indim az önce

Üzerimde yorgun martıların kokusu

Alışmaya çalıştıkça çoğalıyor

gözlerimde yokluğunun tortusu

 

Galiba biraz akılsızım

Ah, biraz akılsızım

 

Şimdi düzenli kullandığım ilaçlarım var

Her yerde okunmamış kalın kitaplar

Yavaş yavaş anlıyorum

boşaldıkça ince belli bardaklar

 

Galiba biraz akılsızım

Ah, biraz akılsızım

06,06,16

HABER BÜLTENİ

Çok şey oluyor

yaz bitiyor mesela

eski bir ırmak bıkıyor akmaktan

tam da ayaklarımın dibinde bir tortu bırakarak

içinde balıkların son nefesi

ve kurbağalar güzü bekleyen

 

çok şey oluyor

erimiş asfalta yapışıyor mesela habire söylemek istediklerimiz

kollarımız,  parmaklarımız, bir kaç hormondan ibaret ergen cesaretimiz

erimiş asfalta

bir haber bülteni için pişirilmiş yumurtanın yanına

 

çok şey oluyor

çocuklara mesela

büyüyorlar ölerek

yaşayarak da

toprağın üstüne büyüyor elleri

dünyaya gam gözlü bakışları

oyuncaksız kalışları

yaprakların ve böceklerin altında büyüyor

artık hiç acıkmayışları

bir kaldırım taşına güvenip oturuyorum kuytu hayatımın üzerine

bir ağırlığı yok duyduklarımın

içimin rengi hiçe çalan kırmızı

05,05,2016

 

 

 

ERKEN FİNAL

biz senin aynana çarpan ışıklar mıydık

yalnız oradan gördüğün

yalanın mıydık senin

seviştikçe boğulan bir kördüğüm

biz senin eski evin miydik

duvarında günü geçmiş takvimler

bütün bayramları kutlanmış

çıkılmış bütün tatillerine

her odasında erken final bir ölüm

07,04,16