İYİCE KARANLIKTI GÖKYÜZÜ

Dünyadan kopmuş bir taş dolanıp ayın arkasından giriyor atmosfere milyar yıl sonra

Yanıyor babam yanıyor

Göğsümde duruyor bir uzay açarak boşluğuma

Vay arkadaş

Satürnün halkaları ne güzel amk

Güya dev ama bana sorarsan ossuruktan kocaman bir teyyare şu cüpiter

Kalpte kozmik heyecan fırtınası

Kapakçıklar çılgın, gelen giden duygu içerde

Bu nasıl iş lan

Nice karadelikten kaçmışım yakalanmadan

Kaybetmemişim helyumumu, hidrojenimi

Şimdi şu halime bak hele

Göyneğimi delip geçiyor seni mavi elbisenle görmek…

13,08,19

BAKIŞ

Bir bakış uyuyor aramızda

Yüzü sana dönük , boynu bir engeli aşarmışcasına öne doğru narin, tüy gibi uzamış

Bu haliyle çiçeğin geceye bükülüşünü anımsatıyor

Ama teslim olmuş değil karanlığa

sarılmış, üstüne kapanmış düş sandığının

Merakla kırışmış alnında parıldıyor sırlı yuvarlak ter damlaları, kirpiklerinde çıralar yanıyor

Bir bakış uyuyor aramızda

Kim en son kapattıysa gözlerini ondan yitirdiklerimizin henüz bulamadığımız yokluğu

Bir bakış, unutulmuş anların sokakta oynayan çilli, keskin kızıl çocukluğu

Vazgeçememiş yaldızlı memelerinden anasının

Uzayan saçlarının kıvrımlarında masal yaratıkları

Bir bakış —kopkoyu: neredeyse siyaha yakın daha bir lacivert— uyuyor aramızda yorgun, kesik soluklar alıyor bir senden bir benden bir geceden,

Bir bakış acıtır senin olmadığını bilirsen…

07,07,19

ÇİY DAMLASIYLA

Çiy damlasıyla yükseliyor söz.

Zamanın her şeyi sürtünerek yontan yuvarlayan saydamlığı içre uçuyor.

Düşecek onun güneşe dokunup erimişliği.

Islattığı dilde kayacak anlam başkalarının üstünden, ama çok törpülenirse söz: kesmez diş, deşmez bıçak, belde pus tutar altıpatlar.

İntikamını alamayız böcekten içtiği suyun,— o yaşadı ve uçup gitti kanatlanmış bir imha işareti olarak — bununla yetinebiliriz kan adına, ya da erkenden kalkıp içimize doldururuz sabahın buharında kaynaşıp duran şiirini geceden kalma yapıcıların…

01,08,19

DÖKÜLEN ŞARAP, MIRLAYAN KEDİ

Gecenin geçmişinde ne var?

Dökülen şarap, kayan taş, mırlayan kedi, korkan ışık

Görülen, unutulan

ter bezleri, er bezleri, yer bezleri

-Benimle de sildiler mi bazı bazı gecenin ıslağını? –

Ama neden satın aldılar o boş çerçeveleri

Böyle yaratmaz hatıraları Allah

Gecenin geçmişinde ne var

Saçlarınızla mı büyür karanlığa dair her zaman

Dökülen şarap

Kayan şarap

Mırlayan şarap

Korkan şarap

Ama böyle unutmamı istemez hatıraları Allah…

01,07,19

MERCEDES KAMYONLARDA SAMAN BALYALARI

Taneleri yazın esmer baldırlarını düşlemekle dolunca eğilir başak hafifçe kızararak

Gözlerim uçsuz bucaksız okşar ovayı

Bacaklarımsa yorulur, biter

Kurur yolun çamuruyla taşlaşmış yolculuğum bir başka serüvencinin gizidir artık

(*)Mercedes kamyonlarda saman balyaları ve hapşuruk üç kere

Üç kere çok yaşamamı mı istediniz

Allah hepinizden razı olsun

Lakin sevmezsem öldürebilirim bazılarınızı söylemedi demeyin

Kaç kere hapşurduğunuza filan bakmam

Kaç ömür yaşamak istermişsiniz sormam

Sıkıveririm gırtlağınızı

Tanırım her birinizi

Ama konuşamam artık sizlerce tanımlanmış heceyle

Dağlardan saçlarını tarayarak dökülen su

boşa akıyor bahardan bu yana

Yıkıldı hem yaz hem kış yeşil ağaçlara yaslanmış değirmen

Kaldırmadı taşı döndüren çark

Döküldükçe dilimden büyüyen tılsımını dudaklarımın

Yıldızları birbirine çeken ve iten

karakılçık sözler fışkırır şimdi

topraktan

Öğütülemez kelimelerle konuşurum, iş kazasıydı koptu harf kökünden,

Tutamadım bir -şe düştü gurbete anlatmaya -şe’ liğini, büyük -şe olmaya ve ancak bazı bayramlarda gelecek o da belki

-biletini erken aldıysa, patronu arefe günü izin verirse, sevgilisi annesigillerle yazlığa gidecekse-

Her kuşta, aşkta, koşmakta, düzüşmekte, işemekte, şiş köftede, şehirde

Kapım çalmış gibi fırlayacağım toplum içinde edindiğim yerden

Mektup açar gibi titreyecek ellerim

Ve yine çökeceğim hafifçe ıslak cılız çimenlere

Sırtımı yaslayıp ormanı başlatan ağaca

Organize’ nin üzerinden geçerken paslanmış bulutlara kuracağım uykumu…

27,06,19

MERHABA VE ÖLÜM

Sesimden önce varınca dudaklarım kulaklarına

Beğendin onunla yarışmamı ve seni özlememi bunca açık seçik, herkesin ve tanrıların gözleri önünde

Gülümsedin sakalımın kırlarına uzanan bakışlarınla

Okur gibi kitabının son sayfasını

Beklemeye başladın ne söylediğimi

Henüz yeni çıkmışken yola yorgun atlarıyla merhabam

Ben veda etmiştim sana

Bir kurşun olsaydım da

Değişmezdi bu

İşaretlemeden parmak tetiği o hassas, yıkıcı itkiyle

Patlamadan çekirdeğin ardında barut

Düşüncelerini sıyırıp geçerdim saçlarını uçurarak

Sonra sesim gelir çarpardı göğsüne ve sendeletirdi yuvasındaki kalbi

İşte böyle ölürdün sen

Bir şarkıyla vurularak ilk kez sana söylenmiş

Ama duyumsamadığın…

12,06,19

SAYILAMAYAN

Sen abaküste kendi ışığının hızıyla titreşen boncuk

Ellerimiz istemsiz geçiyor seni

Ne öncesine Ne sonrasına basamakların virgülünün

Hiç bir rakama ilişmiyorsun

ve BU mesele olmuyor arasında diğer şeylerin

Görülüyorsun göze batmadan, uyumsuz açıyorsun rengarenk bileklerin içlerine serilmiş mevsim kokularında

Bahardan yaza en kısa uykuyu buluyorsun

Çeviremesek de seni bir birimden diğerine

Hesaplardan habersiz ama elimizdesin bir bir

Nereden arttığını arıyoruz ve yeniden sayıyoruz en baştan neyin bir fazlası olduğunu

Ama baharın çoğu açılan çiçek değil Beklemek açılacak olanı

Henüz sayılmayanı

Elde olmayanı…

06,06,19