GÜZEL YAZ İSMİMİ

pexels-photo-261763.jpeg

Photo by Pixabay on Pexels.com

kekeleyerek açsa da tutuk değildir kokusu

otları biçen

gülü diken el

güzel yaz ismimi

şarkının peşinden kalkan trenlere sallanan mendili katlayan

içi boş kamışları o şarkıya bürüyen el

güzel yaz ismimi

poyraza çamaşırlar seren, kaldıran

paslı civataları sıkan

sözler mayalayıp doymaz tanrılarına bütün göklerin dualar pişiren el

güzel yaz ismimi

suya günah aklayan

rüyaya ekmek doğrayan

yazısı dokunaklı el

güzel yaz ismimi

güzelce yaz…

26,05,20

KURBAN

unnamed

bağışlandığım sunakta giriyorum aynı günaha

kitap değişmiş olsa da sabit bir tanrının bıçağının keskinine yaslıyorum boynumu

teslim olmadım döndüm sadece

çığlık var mı boşlarında

boğazımdan sesler kopartıp başlatacak şiiri

Eyyy diyorum eyyy

bilmiyorum sözlerimi büyütecek başka ünlem

çünkü tekrar seviyorum seni

bilmiyorum başka neresi ikimizden daha tenha

başka nerede öpüşmek ayetlerden iner dudaklara…

22,05,20

 

 

SENİN EVİNE

 

black and white portrait person smoker

Photo by omar alnahi on Pexels.com

cigaradan sönmüş ciğerlerimde bir çift kısık sesli kanat

hırıltıyla çırpınır durur

senin gökteki evine ben nasıl geleyim

yakılabilir elbette onlar

duaların külünde yükselen is çekilir kirpiklerine

baksın şimdi gözlerin alev almadan güneşe ve başka aydınlıklara

sen de biraz yağmur döksen çukurlarımıza ne güzel olur

çamur karacak ellerimize şekiller üfledik

inayetini bekliyoruz sevgilim

rendele bize ululuğundan

sıcakken heveslerimiz

erisin suretin pişireceklerimizde

hayır, hayır

bana daha büyük kanatlar verme

yeni açtı pembe gül

börülceler filiz vermiş

başından ayrılamam kudurmuş gibi çiçek döküyor biberler

ben senin gökteki evine neden geleyim

kusursuz yuvarlıyor dalında zeytini  rüzgar

göğsümün kıllarına salıncaklar kurulmuş

ter damla sallanıyor gece

kelâmın gölgelere karışmış…

20,05,20

 

yine kalkacak kadeh yerinden

Ay bulaşan gölgesi
gecenin meylinden aldı hızını
söktü hafızanın yatağından hayâl edilirken kulpundan kırılanı
Söylendiği saatindi oysa söz
benzeyiş sonrasında her hatırlanan
Çatlak dudakta ince rakı sızısı
geçer bir damla suyla
ama yine kıvranacak el, yine kalkacak kadeh
Başka türlü nasıl bozulur sırrı dökülen yüzün aynaya yaptığı büyü…

08,05,20

ZANGOÇUN ÖLÜRKEN DİNLEDİĞİ

iskender

öldürdü zangoçu tırnakları boyalı oğlan

asıldı sarkan urgana var gücüyle

titredi ve büyüdü ilhamı içinde geçen şarkının geç vakit geçerken içinden laf sokmaların, ucuz et pazarlıklarının, bir onu çeviren çevirmelerin

ve sırtını dönmüş tanrıların kutsal kulelerinden taştı vakitsiz -cumalardan, pazarlardan önce- kalbin vaazı

bir kaşıntının izdüşüdür onun hor görülen duası varlımızın tecrübesinde

tenle parmak arasında büyür iyi huylu dikeni

batar görmezden geldikçe biz: sevgili kullar: boşluk dolduranlar: kafa sallayanlar: el öpenler: eli değnekliler: değnek gördükçe bükülenler

kanatır kimsenin kimseye ağlayamadığı damlayı…

03,05,2020

 

black and white blur boy child

Photo by Ana Paula Lima on Pexels.com

karanlıktır saçları

gündüzün getirdiği zaman onda ağarmaz

söndürür cigarasını akşam sefaları kokmaya başlarken

kolundaki saatte akşamın sekiz buçuğu

babadan kalma bir hatıra gibi durur…